# Etiket
##GENEL

Kimlik Tanımlamaları / Arpad MANAS

Kimlik Tanımlamaları

Arpad MANAS

Sevgili ….. ;

Kimlik tanımlamaları çok kolay yapılabilen tanımlamalar değil. Irksal kökleri ya da dinsel mensubiyetleri bir yana bıraksak da bunların dışında bir kimlik tanımlaması yapmaya kalksak, yani sadece bir insan olarak kimliğimizi ifade etmeye çalışsak sanırım oldukça zorlanırız. Yine bu anlamda zaman içerisinde, serüvenin ve olgunlaşmanın getirdiği dinamiklerin farklı anlarda hep devam eden etkisinin, anladıklarımız ve o an henüz anlamadıklarımızın yarattığı etkileri, etkilerin de birbirleriyle etkilerini, çözümleyip bir sonuç olarak kendi önümüze bir kişilik ve hem de kimlik olarak koymak ve bunun gerçekçi olması bir hayli zor olacaktır. Bir de buna bildik sandığımız kavram ve bilgilerin sürekli güncelleniyor olmasını eklersek işimiz hiç kolay değildir.

Açıklamaların bu kadar zor olması, basit ve yalın hale getirme gereğini de ortadan kaldırmıyor. Sadece yalın halin bir arkası, hem de geniş bir arkası olduğunu unutmamak gerekiyor. Yalınlaştırma işine, tartışma etiği hak ettiği düzeyde olmadığı için girmeyeceğim. Ama yalınlaştırmak ve bir anlamda basitleştirmek problemi anlama ve çözme şansımızı arttıracaktır. Gördüğünüz gibi “basit” önemsiz ve değersiz anlamına gelmeyebiliyor.

Genetik çalışmaların, binlerce yıl öncelerine de uzanarak, başını alıp gittiği bir dönemde, “kafatasçılık” sözcüğü, geçmişin kalıpları ile güne bakmayı, kalıp bir yana, geçerliliğin değişmişliğini gözardı ediyor. Türkçülükle, Hitler Almancılığını benzeştirme çağrışımlarına itiraz etmemi de gerektiriyor. Türkçülük, oldukça az işlenmiş bir fikir olarak bu benzeştirmeleri hak etmiyor.

Osmanlı’nın çöküşü birçok etkenin biraraya gelmesinden kaynaklanıyor. Nedenleri herhangi bir “tek” e indirgemek, onu sadece “kullanmak” maksadından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Osmanlı Devleti içindeki, uluslaşma sürecini tamamlamış toplulukların ayrılma taleplerini de olağan karşılıyorum. Olağan karşılamadığım ya da itirazlarım, biraz subjektif ve hissi de olsa ayrılış biçimlerine. Su yolunu bulabilirdi.

Türkler cephesinden ise temel hatalardan biri, yok sayarak bir imparatorluğu doğru düzgün tasfiye edememektir. Gerçi farkedilmeyen ya da yok sayılan o kadar çok şey var ki, bunları düşününce hatalardan birinin özde bir değeri kalmıyor.

İnsan olmanın gereklerine, dünyada hiçbir düşünce itiraz edemez. Bu yapılırsa hastalıklı bir durumdan bahsetmek gerekir. İnsan olmanın gerekleri noktası ise, uygulama ve hayat bulma açısından oldukça gerilerde olsa da, tanımlama açısından yol gösterici, yön belirleyici noktasına erişmiştir düşüncesindeyim.

Kimlikler çatışmasını körüklemek yerine, kimlikler uyuşmasını öncelemenin, hem bireysel hem toplumsal anlamda daha doğru ve yararımıza olduğuna inanıyorum. Bunun geleceğe daha zengin bir miras bırakma şansımızı arttırdığına da inanıyorum.

Kendi açımdan şunu diyebilirim ki, Türk olma şuuru hiç kolay edinilen birşey olmadığı gibi, gururu ondan da daha zor bir sürecin neticesidir. Türk olmak ya da başka bir mensubiyete ait olmak, bu bir millet de olabilir bir din de, bir mezhep de, bir sosyal statü de, bunların hiçbirini öncelemeyi gerektirmediği gibi, insanı yanlışlığa da sürükler düşüncesindeyim. İnsanın sahip olduğu değerler, binlerce “farklı büyüklüklere sahip” kefesi bulunan bir terazi gibidir. Bunların bir denge hali vardır. Herhangibir kefeye alabileceğinden daha öte yükler yüklemek dengenin bozulmasını ve kolay kolay tekrar sağlanamamasını doğrurur düşüncesine inanıyorum.

Anlama çabam, başta kendime olmak üzere açıklığa kavuşturma çabam sürüyor, umarım sürdürebilirim.

Masmavi gökler hep sizin olsun…

A.D.

 

Leave a comment